Faiz, paranın kirası demektir. Evinizi kiraya verdiğinizde talep ettiğiniz gibi, paranızı da bir süre başkasına verdiğinizde kira talep edersiniz, bu da faizdir. En yaygın olarak kullanılan faiz türleri kredi ve mevduat faizidir. Faiz oranı, ekonomideki gidişatı belirlemede önemli bir rol oynar.

Mevduat faizleri yükselirse tasarruf yapanlar ellerindeki paralarını mevduatta değerlendirmede daha istekli olurlar ve mevduat hacmi artar. Öte yandan, kredi faizleri düşük olursa, tüketiciler açısından kredi kullanmak cazip olacak ve tüketim artacaktır. Üreticiler açısından ise daha fazla yatırım yapabilme olanağı doğacaktır.

Faizlerin düşük ya da yüksek olması aynı zamanda yurtdışından ülke içine giren sıcak para miktarını da etkileyen bir unsurdur. Yüksek faiz durumunda ülkeye sıcak para girişi artar ve bu da kur üzerinde etkili olur.

Faiz Nasıl Belirlenir?

Kısa bir örnek ile bunu açıklayalım. Diyelim ki elinizde 100,000 TL var ve bunu 1 yıllığına bankada mevduat olarak değerlendirmek istiyorsunuz. Eğer ülkenizdeki enflasyon oranı %15 ise, bugün itibari ile 100,000 TL’ye alabildiğiniz malları 1 yıl sonra 115,000 TL’ye alabilirsiniz. Bu yüzden mevduatınız için bankadan en azından enflasyon oranını, bankaya sağladığınız avantaj primini ve risk primini talep edersiniz. Güncel enflasyon verilerine www.tuik.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Bankaların telaffuz ettiği faiz oranı, genellikle nominal faiz oranıdır. Nominal faiz oranı ise, enflasyon oranına reel faiz oranı eklenerek hesaplanır. Mevduat faiz oranı %20, enflasyon da %15 ise, aslında reel faiz oranı %5’tir. Reel faizi oluşturan en önemli etken risk primidir. Risk priminden kasıt paranızı yatırdığınız kurumun ve ülkenin risk primi, yani paranızı geri alıp alamama ihtimalinizdir. Ülkeler arasındaki reel faiz oranlarının da farklı olması bundan kaynaklanmaktadır.

Faiz ve Enflasyon Arasında Nasıl Bir İlişki Var?

“Faiz ve enflasyon arasıda nasıl bir ilişki var” sorusunu cevaplamadan önce “enflasyon nedir”, “enflasyon türleri nelerdir”, “Türkiye’de enflasyonun kaynakları nelerdir” sorularına cevap vermek gerekmektedir.

Enflasyon, mal ve hizmet fiyatlarının artması ile satın alım gücünde düşüş meydana gelmesini ifade eder. Burada kritik olan belirli mal ve hizmetin fiyatının artması değil, mal ve hizmetlerden oluşan ürünler sepetinin fiyatının sürekli olarak artmasıdır. Halk dilinde hayat pahalılığı diye geçer.  Talep Enflasyonu ve maliyet enflasyonu olarak iki farklı enflasyon türünden söz edilebilir.

Talep enflasyonu, arzda herhangi bir değişiklik yok iken taleplerin artması kaynaklı oluşur. Bir örnek ile açıklamak gerekirse, faizleri düşürdüğümüzde, kredi kullanımı artmaktadır. Ülkemizde özellikle otomotiv ve gayrimenkul alımlarında hızlı bir tüketim artışı olmakta, tüketim artışı da arz aynı seviyede kaldığı için bu da talep kaynaklı enflasyona neden olmaktadır. Talep enflasyonun direk olarak faizler ile bir ilişkisi bulunmaktadır.

Faiz – enflasyon ilişkisi içersindeki en kritik konu maliyet enflasyonudur. “Faizleri düşürün ki enflasyon düşsün” diyenlerin en önemli dayanağı budur. Bir işletmenin faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için hammadde, işçilik ve krediye ihtiyacı vardır. Faizlerde düşüş, kredi maliyetlerindeki düşüşe sebep olur. Bu, işletmenin daha çok kredi kullanarak daha çok mal üretmesine neden olacaktır. Bu da pazardaki ürünleri artmasına ve fiyatların düşmesine neden olacaktır.

Ancak ülkemizde cari açığın yüksek olması, yani ithalatın ihracattan fazla olması nedeni ile, faizlerin düşürülmesi kurun artmasına neden olmaktadır. Kurun artması da tekrar maliyetlerin artmasına, o da bir sarmal yaratarak enflasyonun tekrar artmasına sebep vermektedir.

By Mertka

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.